20 Mart 2017 Pazartesi

"MR. NOBODY, BAY HİÇKİMSE"

-11.01.2017 izleme tarihim.
-Yönetmen: Jaco Van Dormael
- Jared Leto, Sarah Polley ve Diane Kruger başrolde.
-Imdb: 7.9
-2009, Kanada yapımı.
-Tür: Bilimkurgu, Fantastik


     Arkadaş önerileri sonucu izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Bunu hiç düşünmeden söyleyebiliyorum. Karmaşık ve sizi sürekli sorgulamaya iten bir filmle karşı karşıyasınız şu an. Ancak yine de her izleyiciye hitap etmeyen bir yapım. Kaliteli ve başarılı bir yapım olduğu inkar edilemez bir gerçek. Filmi izlememin üzerinden uzunca bir süre geçti ancak halen daha etkisini bende koruması sanırım bunun somut bir örneği. Jared Leto'nun mükemmel oyunculuğu filmi bambaşka bir boyuta taşımış, bunu itiraf etmek gerek.

     Film cennette bebeklerin ailelerini seçme ve dünyaya gönderilme anları ile başlıyor. İlginç ve tuhaf bir anlatımı var baş karakterin. Sanırım bu yüzden bile filme bağlanabilirsiniz. Nemo ailesini seçiyor ve dünyaya gidiyor. Ancak tam o aşamada normalde cenneti ve o seçim anını unutması gerekirken hiçbir şeyi unutmayarak bu yolculuğa başlamış oluyor. Bu yüzden hayatı boyunca tüm bu olanları ve yaşadıklarını sorgulama gereksinimi duyduğu için diğer insanlar gibi normal hissedemiyor kendisini şüphesiz ki. Filmin asıl kilit noktası Nemo on yaşındayken ailesinin ayrılma kararı ile Nemo'nun kimde kalacağına karar vermesi ile başlıyor. Aslında her şey o ana bağlı. Ve film yalnızca o an üzerinden gidiyor. Ve biz Nemo'nun hangi seçimi yaparsa nasıl bir hayatı yaşayacağını, sayısız olasılığının olduğunu izlemeye başlamış oluyoruz. Biraz kabul edilmesi güç bir film. Çoğu kişiye de saçma gelecektir belki ancak ben filmi izledikten sonra uzun bir müddet soru işaretleri ve bir takım düşüncelerle boğuşmadım dersem yalan söylemiş olurum. Beni fazlasıyla etkilemiş oldu, evet.

     On yaşında ki bir çocuğa hiç yapmaması gereken bir seçimin yaptırılması adaletsizce ve acımasızca. Bu yüzden yine yapmış olduğumuz seçimlerin ne denli önemli olduğunu ve alınan bir karardan önce gerçekten enine boyuna düşünülmesi gerekildiğini vurgulayan bir yapımla karşı karşıyaydık. Bir kez o yola girdikten sonra dönüşü olsa bile o yolu yürüdüğümüz gerçeğini ne yazık ki değiştiremiyoruz. İşte bu yüzden her kararın hayati bir nitelik taşıdığını unutmamamız gerek.

     İtiraf etmeliyim ki filmin ilk sahnelerinde çok sıkılmıştım. İlk olasılığın üzerinde o denli derine inilmişti ki daha fazla devam edemeyip filmi kapatmayı bile düşündüm. Tabi sonrasında iyi ki kapatmamışım dedim, o ayrı. Ama şimdi düşünüyorum da bu denli üzerinde durulmasaydı aynı etkiyi bırakır mıydı emin değilim.

     Film bittikten sonra hayatımı tekrardan gözden geçirmeme neden olan duygularla boğuştum. Eğer ki bu şekilde olmasaydı şu an neler yaşardım diye düşünüp bir çok teori ürettiğim doğrudur. Ve bu bakış açısı bana çok fazla şey kattı. Şu an da baktığım her yeri farklı görme hali yaşamış oldum aslına bakarsanız. Bu yüzden filmi kendimde çok farklı bir yere oturttum. 

     Hayat aslında tam böyle bir yerde başlıyor. Ben de o düzlemde yürüyorum işte. Önemli olan o yolu bilinçli bir şekilde yürüyebilmek. Ben artık bazı şeylerin daha çok farkındayım.

"Hissiyatlarımı nasıl böyle bir yere bağladım şu an inanın ki bilmiyorum. Ancak Mr. Nobody'nin bende oluşturduğu duygular tüm anlamlarıyla bir GÖKKUŞAĞIna dönüşüyor. Belki sizlere bir renk kırılması olarak görülebilir ama bana sayısız olasılıkların gökyüzüne yansıyarak bize ulaşması gibi geliyor artık. Gördüğüm renklerden ibaret değil. Sadece Mavi ve Kırmızıdan ibarette değil. Bana göre tüm renklerin birbirleriyle bağlı olduğu bir geçitten başkası olamaz artık. Aslında hayatımızda ki renkleri hatırlatmak için karşımıza çıkan bir haberci gibi belkide. Farkına varmamız için. Bir çok ışığın, hayatın, yolun, yaşanmışlıkların ve yaşanacakların belirticisi gibi. Müjdeci gibi. Bunu farkına vararak yaşamak gerek, farkına vararak yaşayalım. 8/10."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder