"AH GA SSI, THE HANDMAIDEN, HİZMETÇİ"
-10.01.2017 izleme tarihim.
-Yönetmen: Park Chan Wook
-Jo Jin Woong, Ha Jung Woo ve Kim Min Hee başrolde.
-Imdb: 8.1
-2016, Güney Kore yapımı.
-Tür: Dram, Erotik
Park Chan Wook. Akıl uçuran yapımların yaratıcısı. Çok büyük, sonsuz bir saygım var kendisine. Alışagelmiş, sırf maddi çıkar sağlamak için yapılan filmlerin aksine her daim akıl oyunlarıyla dolu son derece ağır ama bir o kadar da mükemmel filmlerle karşımıza çıkan bir yönetmen. Yargılayan bir kesimin bile eninde sonunda kendisine saygı duymaları gerektiğini anlamalarını sağlayan sıra dışı birisi. Ancak size yalan söylemeyeceğim. Uzun zamandır listelerin en üst sırasında görüp de fazlasıyla popüler olup iyi yorumlar yapılan bu filmi fark ettiğimde, yapımcısının Chan Wook olduğunu bilmeden tamamı ile istem dışı tıkladığım bir andı. Mouse azizliği diyelim biz buna. Ama nasıl bir rastlantı. Yönetmenin ismini okuduğumda inanamadığımı ve hemen izlemeye başladığımı hatırlıyorum. Ne oyuncularına ne de konusuna bakmadan tamamı ile şuursuz bir şekilde.
Filmimiz bir dönem filmi. 1930lu yıllarda Japonya sömürgesi altında ki Kore de geçiyor. Düzenbaz bir adam ile aynı onun kadar düzenbaz küçük bir hizmetçi kızın zengin ve soylu bir kadını kandırma oyunu ile başlıyor filmimiz. Hizmetçi kızımız evin hanımına yardımcı olarak getiriliyor ve düzenbaz adam kendini kadına ve eniştesine bir dük olarak tanıtıyor. Asıl amacı hizmetçi kızın yardımı ile kadınla evlenip servetine sahip olmak. Ancak film o denli şekil değiştiriyor ki filmde hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını tüm çıplaklığı ile izlemeye başlıyoruz. Erotizmi çok farklı bir şekilde yorumlamış bu sefer Park Chan Wook. Fiziksel yoksunluğundan çok tamamı ile duygular ve bağlar üzerine kurulu bir sanat filmi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca hissiyatın iki yüzünü de göstermeleri bence filmin en iyi yanıydı. Hem son derece çirkin bir haz yanını hem de ihtiyacın saflığını görmüş olduk filmde.
Herkese hitap edebilen bir film değildi. Herkes kabul edecek diye bir kaide de yok. Ancak film yorumlarına baktığım esna da gerçek anlamda tahammül sınırını aşan yorumlarla karşılaştım. Her şeyden önce bu filme verilmiş olan bir emeğin olduğunu unutmamak gerekir. Filmde ki yer altı edebiyatı ve erotizm o denli yoğundu ki, bu elbette her kesim tarafından kabul göremeyecek. Ancak filmde verilmiş olan kavramlar ve mesajların tam anlamıyla anlaşılmaması üzerine, insanların hakim olamadıkları bir şey üzerinde bu denli söz hakkına sahip olmak istemelerini anlayamıyorum. Umarım bir gün bu bilinç hepimizde uyanacaktır.
Bir olaya bir çok farklı bakış açısı ile yaklaşıldığı için aslında görünenin gerçeğin yalnızca az bir kısmını yansıttığını düşünmemiz gerektiğine ve ona göre hareket ederek daha ihtiyatlı yaklaşmamızın her yaşantımıza daha faydalı olacağını düşündüm film bittikten sonra. Bu durum fazlasıyla zor olan hayatlarımızı bir tık daha kolaylaştırıp nefes almamızı sağlamış olurdu hiç şüphesiz ki.
Old Boy'un yapımcısından söz ediyoruz aslında. Bu yönetmenin duyguları çok farklı tarzda insanlara aktarıp farkındalık kazandırma gibi bir özelliği olması inkar edilemez. Bu yüzden her ne olursa olsun bu yapımı özel kılan bir şeylerin olduğu düşüncesindeyim.
Tek bir olumsuz yaklaşımım olacak. Filmin bütününde ve büyük parçalarda ki yaşanmışlığı değil küçük ayrıntılarda vermiş oldukları mesajlar ve oyunculuklar çok daha iyiydi. Eyleme geçtiklerinde samimiyetlerini bir tık kaybettiklerini düşündüm. Ancak bu yine de anlatmaya çalıştıklarını en iyi şekilde bize aktardıklarını değiştirmez.
"Yine bir örnek üzerinden gideceğim hissiyatlarıma. Kendinizin bir boy aynasına baktığınızı düşünün. Tüm ayrıntılarınızla kendinizi incelediğinizi. Yüzünüzde ufak bir tebessüm ve bir rahatlamışlık ifadesi. Gözleriniz de hafif bir parlaklık var berraklık. Size bakanların görebileceği yalnızca bu kadar. Tabi sizi tam anlamıyla tanıyan ve içinizi görebilen birisi yoksa.
Yani demem o ki karşımızda ki bizi biz nasıl istersek öyle görür. Gülümsediğimiz esnada aslında içimizin bir dolu minik parçaya ayrılıyormuş gibi kötü ve umutsuz hissettiğimizi bilemezler. Ya da o berrak ve parlak gözlerin akmaya çalışan göz yaşlarımızı engellediğimiz için o ışığı oluşturduğunu bilemezler. Bunu bir tek biz biliriz. Unutmamamız gereken; yalnızca bu denli hisseden kendimiz değiliz. 8.9/10."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder