21 Şubat 2017 Salı

"ATONEMENT, KEFARET"

-11.12.2016 izleme tarihim.
-Yönetmen:Joe Wright
- Keira Knightley, James McAvoy ve Brenda Blethyn başrolde.
-Imdb: 7.8
-2007, İngiltere, Fransa ve ABD yapımı.
-Tür: Dram, Savaş

     Keira Knightley filmleri listemde uzun zamandır duran bir film olmasına rağmen oldukça geç izlediğimi düşündüğüm bir yapım oldu Kefaret ben de. Yine iç hesaplaşmalarla boğuşmuş bulundum izlediğim süre boyunca. Hatta belki de sonrasında da. Aslında önemli olan bunu sonraya da taşımak değil midir zaten?

     Eski zamanlara ait filmleri izlemeyi hep çok sevmişimdir. Bunun nedeni filmin içinde ki o tarihi esintilerin bana oldukça zevk vermesi olabilir. İşte filmimizde o zamanların, 1930lu yılların sonlarına doğru geçen bir hikayeyle başlıyor. Film ilk dakikadan itibaren gerek giriş müziği gerekse küçük kızın tavırlarıyla olsun sizi zaten direk etkisi altına alıyor. İyi bir etkiden söz etmiyorum hayır. Bir kaç ay geçmiş olmasına rağmen üzerinden, halen daha hissetmiş olduğum bir kızgınlık var film aklıma geldiğinde. Elimde değil, işte tam bu anlarda gerçekten de mükemmel olmak için yaratılan varlıklar olmamız lazımken nereye geldik diye düşünmeden edemiyorum.

     Filmimizin baş karakteri olan Briony'nin gördüğü bir şeyi tam anlamıyla yanlış yorumlamasına bağlı olarak gelişen olay zinciri konu edilmiş filmde. Gerek dönemin şartları gerek de Briony'nin yaşını göz önüne aldığımızda talihsizlik diye adlandırılan ve tamamı ile kadere yüklenmeye çalışılan bir yargının aslında açıkça kendi elimizde olduğunu keşfetme yolculuğuydu belki de. 13 yaşında ki bir kızın ablasının ve hizmetçilerinin oğulları Robbie'nin birbirlerine karşı hissettikleri aşkı tam anlamıyla anlayamaması olarak görebilirsiniz belki olayı, ancak bana göre öyle değildi. Kaç yaşında olursak olalım bazı durumların özden geldiğini düşünüyorum. Ve Briony'nin o yaşlarda içinde filizlenen bir kıskançlık duygusu oluşmuş oldu. Ama bilemezdi. Bu duygunun kendisinin ve etrafında ki herkesin hayatını çok kötü bir anlamda etkileyeceğini bilemezdi. Bir anlık düşüncesizliğin, sözüm ona doğru yaptığını düşmek isterken ki cehaletinin bedelini en ağır şekilde ödedi ve ödetmiş oldu. Ve sonrasında hissetmiş olduğu pişmanlık kayıplarının yanında hiçbir şeydi aslında.

     Filmde fazlasıyla karşı olduğum bir hal vardı, küçücük bir kızın tanıklığına güvenerek olayı inanılmaz boyutlara taşımaları evet. Ancak günlük hayatımızda bile sürekli bu gibi durumlarla iç içe yaşayınca olması gereken buymuş gibi bir algı yarattırıyorlar belki de bizde. Adalet mi? O kelimenin anlamının tam anlamıyla idrak edildiğini düşünemiyorum ne yazık ki.

     Film aslında size oldukça önemli bir öğüt veriyor. "Emin olmadığın bir durum karşısında asla bir şey söyleme. Her ne olursa olsun. Çünkü konuşmanın sonucunun nereye ulaşacağını ve hangi hayatları ne şekilde etkileyeceğini asla bilemezsin. " Her gün yaşadığımız şeyler, öyle değil mi?

     Bunun yanında dönemin getirilerinin çok iyi bir şekilde işlenmiş olduğu aşikar. Savaş sahnelerinden fazlasıyla etkilendiğimi söyleyebilirim. İnsanlığın kendi başına ne gibi durumları açıp baş etme çabasında ki o büyük azmini görüyoruz filmde. İçler acısı olması en büyük gerçeğiydi benim için.

"Nasıl anlatmam gerek diye düşünürken bir hikaye üzerinden açıklamaya çalışacağım. Hayatında hiç bir çiçeğe sahip olmamış bir çocuk düşünün. İlk çiçeğini eline aldığında tam anlamıyla nasıl bakması gerektiğini bilemez. Bir yol göstereni yoksa tabi ki. Eğer ki yanında öyle biri de yoksa yaşayarak öğrenmekten başka çaresi yoktur, bu çiçeğin hayatına mal olasa da. 

Çiçeklerin iki tane canı vardır. Birisi su, diğeri ise gün ışığı. Ancak o denli hassaslardır ki fazla su verirseniz çürürler. Ya da güneşin altında çok uzun süre bırakın hemen yaprakları yanmaya başlar, bozulur. Misal MENEKŞELER. Naziklerdir, oldukça naif. Herkesin elinde yaşayamazlar. Bu yüzden özen göstermek gerekir. Menekşenin dilinden almak gerekir. İlk çiçeğini eline almış bir çocuk nereden bilecektir ki? İlk menekşesi su yüzünden çürüdüğünde anlayacaktır, başka yolu yok. İşte tam o an da bir karar verir çocuk. Ya tekrar bir menekşe alır ya da bir daha asla menekşeye elini sürmez. Her şey aslında bu kadar açık, bu kadar basit. 7/10."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder