"COHERENCE, PARALEL EVREN"
-03.01.2017 izleme tarihim.
-Yönetmen: James Ward Byrkit
-Emily Baldoni, Maury Sterling ve Nicholas Brandon başrolde.
-Imdb: 7.2
-2013, Amerika yapımı.
-Tür: Bilim Kurgu, Gerilim
Her zaman bir filmin konusuna bakmadan, yalnızca öneri üzerine film izlemeye dikkat ediyorum. Neden mi? Çünkü filmin konusunu öğrendiğim zaman, hele ki fazlaca önerilen ve yorum yapılmış bir filmse çok fazla bir beklenti içine giriyorum. Sonuç? Hüsran!
Yani o denli iyi yorumlar almıştım ki film hakkında, belki on farklı kişiden "izle, mükemmel" diye yönlendirmelere maruz kaldım. Bir de söz konusu "paralel evren" gibi bir konu olunca dedim sanırım ortaya mükemmel bir yapım çıktı. Ama nerede? Hala inanamıyorum. Ne düşüncelerle izleyip, sonunda ne buldum.
Filmden çok kısa bahsedecek olursam, bir grup arkadaş bir akşam yemeğinde bir araya geliyorlar. Zamanlama olarak, kuyruklu yıldızın dünyaya çok yakın bir yerden geçeceği bir akşam olacak. Bunun hakkında bir takım bilgilendirici konuşmalarla başlıyor film. Bir andan sonra elektrikler gidiyor ve devamında da (sözde) garip olaylar yaşanmaya başlıyor. Elektrikler gittiği esnada tek bir evde ışık olduğunu fark edip bunun nedenini anlayabilme çabasıyla kendilerini dışarı atıyorlar. Sonradan anlıyorlar ki onlar kendileriymiş. Daha doğrusu kuyruklu yıldız geçtiği esnada bir çok paralel evren tek bir düzlemde birleşiyor ve kendilerinin bir çok alternatifi ile karşılaşmış oluyorlar. Sonrasındaysa amaçsız bir kendilerini öldürme çabasına giriyor filmdeki karakterler.
Filmden çok kısa bahsedecek olursam, bir grup arkadaş bir akşam yemeğinde bir araya geliyorlar. Zamanlama olarak, kuyruklu yıldızın dünyaya çok yakın bir yerden geçeceği bir akşam olacak. Bunun hakkında bir takım bilgilendirici konuşmalarla başlıyor film. Bir andan sonra elektrikler gidiyor ve devamında da (sözde) garip olaylar yaşanmaya başlıyor. Elektrikler gittiği esnada tek bir evde ışık olduğunu fark edip bunun nedenini anlayabilme çabasıyla kendilerini dışarı atıyorlar. Sonradan anlıyorlar ki onlar kendileriymiş. Daha doğrusu kuyruklu yıldız geçtiği esnada bir çok paralel evren tek bir düzlemde birleşiyor ve kendilerinin bir çok alternatifi ile karşılaşmış oluyorlar. Sonrasındaysa amaçsız bir kendilerini öldürme çabasına giriyor filmdeki karakterler.
Düşük bütçeli bir film olduğunu göz önünde bulundurarak yorum yapmaya çaba göstereceğim. Oyuncularda profesyonel değil. Hatta konuşmalar doğaçlama gerçekleşmiş, belli bir senaryoya bağlı kalındığı an çok az olmuş. Yine de bu denli iyi bir kurgu nasıl bu hale sokulabilir aklım almıyor. Öncelikle tüm evrenler tek bir düzlemde birleştiler, anlıyorum. Ama neden hemen öteki benliklerini öldürme çabasına giriştiler? Yani burada mantık bulamadım. Filmde daha ne olduğunu anlayamadan olay 'gidelim diğerlerini öldürelim'e dönüştü. Sen böyle bir durum ortaya çıkarırsın, ancak bu durumdan önce belirli bir zemin hazırlarsın ki havada kalmamış olur. Aslında bir an o zemini hazırlamaya kalktılar. Adamlardan biri(gerçekten adını hatırlamıyorum) benim öteki benliğim bağımlının önde gideni hepimizi öldürmeden ben onu öldüreceğim diyerek kendini ortaya attı. Onun anlatmaya çalıştığı kendisinin bir zamanlar alkolle sorununun olduğu ve bundan kurtulmuş olmasaydı dönüşeceği kişiyi vurgulamasıydı. Eğer ki bunu bize filmde düzgün bir şekilde aktarabilselerdi hadi bir nevi. Tabi orada ki bir çoğunun böyle bir sorunlu geçmiş yaşamasının desteğiyle birlikte. Yine de kurtarmıyor.
Şimdi ilk paralel evrenlerle 'Fringe' dizisinde tanışmış olduğum için, o denli iyi bir dizinin ve oyunculukların üzerine sanırım bu filmi kabul etmem zor olacaktı. Çünkü dizide kurgu bize o denli iyi verildi ki ister istemez paralel evren denilince aklıma Fringe geliyor ve onun düzeyinde bir şeyle karşılaşma beklentisine giriyorum. Affet beni Walter. Senin üzerine birisini daha izleyebileceğimi düşünmem başlı başına hataydı zaten. <3
Hadi başlangıçta gerilim tarzı için iyiydi. İlerledikçe konuya da bağlanır ve heyecan verilir diye düşünüyordum. Konuya bağlanmayı geçtim konudan iyice koptular. Sonradan koptuklarını fark edince filmin son dakikasında tamamı ile gereksiz bir şekilde sarışın kızın kendini öldürme uğraşları ile konuya dönmeye çalışılınıp filmi bitirdiler.
Bir film ancak bu kadar kötü bitirilebilinirdi. Tabi bunlar benim şahsi görüşlerim. Belki de sizler izleyip filmi beğeneceksinizdir. Ve benim şu an yazdıklarıma hiç mi hiç katılmayacaksınızdır. Elbette, neden olmasın? Önemli olan farklı düşüncelere aynı gözlerle bakabilmek zaten.
Filmden gerçekten bir çıkarım yapamıyorum şu an. İlk defa bana bir film bir şey hissettirmedi sanırım. Belki de bu durum benim başıma gelmiş olsaydı öteki benliğimi katletmek yerine ona sarılmış olacağımı düşündüğüm içindir. Bir an için filmi yaşıyorsunuz varsayın, benden bir tane hatta bir kaç tane daha var! Allahım var mı bundan güzeli, boy boy fotoğraf çekilip hatıra niyetine saklardım. 😍 Tamam abartıyorum.
"Paralel Evren için hissiyatlarımı, hepsinin kötü olduğunu belirterek, ESKİ SEVGİLİLERe benzeteceğim. Ne istediğini bilemeyen, bu yüzden sürekli yanındakini de kendisini de muallakta bırakan, hayatına yön vermeyi bir türlü başaramamış bir namca/yoca çingu. Rüzgar nereye yön verirse onunda odağı orasıydı, amaçsız, gayesiz. Tıpkı bu film gibi. 5/10."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder