" THE PERKS OF BEING A WALLFLOWER, SAKSI OLMANIN FAYDALARI"
-29.12.2016 izleme tarihim.
-Yönetmen: Stephan Chbosky
-Emma Watson, Ezra Miller ve Logan Lerman başrolde.
-Imdb: 8.0
-2012, Amerika yapımı.
-Tür: Komedi-Dram
Filme başladığım ilk an konusuna bakmadığım için basit bir gençlik filmi olacağı düşüncesindeydim. Hani eğlenceli ve gün geçirmelik film arayışına gireriz ya, aynı öylesi. Ancak itiraf etmeliyim ki beni bozguna uğrattı. Sanırım filmde amaçladıkları şeyde buydu. Bizi bambaşka bir beklenti ile karşılayıp inanılmaz bir yere bağlayarak dumura uğratmak. Tebrik ediyorum, başarıya ulaştılar. 💫
Filmin temelini lise döneminde bir grup arkadaşın hayatla imtihanları oluşturuyor diyebilirim. Charlie liseye yeni başlayan biri ve geçen sene en yakın arkadaşı intihar ettiği için psikolojik olarak çökmüş bir durumda, dolayısıyla da arkadaş edinmekte son derece başarısız. Bunun yanındaysa ilk aşkı olan Sam bir dönem kötü bir şöhretle anılmış olup artık öyle biri olmasa da onun sanrılarını çeken bir kız. Bu yüzden kendini tam anlamıyla iyi bir şeye layık görmüyor. Sam'in üvey kardeşi Patrick filmin en renkli karakteri olarak görünse de eşcinsel bir karakteri ve onun yaşamış olduğu zorlukları yaşatıyor. Toplum tarafından kabul görmeyen ve bunun isyankarlığını dolaylı yollardan da olsa belli eden bir karakter. İşte bu üç gencimizin birbirleriyle olan ilişkilerini ele alıp sonunda cinsel istismar gibi bir konuyla birleştirilmiş başarılı bir yapım.
Filmin temelini lise döneminde bir grup arkadaşın hayatla imtihanları oluşturuyor diyebilirim. Charlie liseye yeni başlayan biri ve geçen sene en yakın arkadaşı intihar ettiği için psikolojik olarak çökmüş bir durumda, dolayısıyla da arkadaş edinmekte son derece başarısız. Bunun yanındaysa ilk aşkı olan Sam bir dönem kötü bir şöhretle anılmış olup artık öyle biri olmasa da onun sanrılarını çeken bir kız. Bu yüzden kendini tam anlamıyla iyi bir şeye layık görmüyor. Sam'in üvey kardeşi Patrick filmin en renkli karakteri olarak görünse de eşcinsel bir karakteri ve onun yaşamış olduğu zorlukları yaşatıyor. Toplum tarafından kabul görmeyen ve bunun isyankarlığını dolaylı yollardan da olsa belli eden bir karakter. İşte bu üç gencimizin birbirleriyle olan ilişkilerini ele alıp sonunda cinsel istismar gibi bir konuyla birleştirilmiş başarılı bir yapım.
Logan'ın bir çok filmini izledim ve izlediklerim arasında oyunculuğunu en iyi bulduğum filmdi. Charlie hepimizin yaşamış olduğu bir takım korku ve düşünce ayrılıklarını bize o denli iyi aktardı ki. Emma inanılmaz bir oyuncu olduğunu bir kez daha göstermiş. Açıkçası büyülendim. O içine sıkışmış olduğu geçmişi ve ondan kurtulma mücadelesi bakışlarından bile anlaşılıyordu. Bu yüzden bakışları bile anlatmaya yetmişken oyunculuğuna söyleyecek başka sözüm yok. Ezra Miller, evet. İlk kez izledim. Ve sanırım filmin deviydi diyebilirim. Öncelikle bulunduğu karakteri o denli iyi taşıdı ki kendimi ona hayran olmaktan alıkoyamadım. Her zaman en çok gülenlerin en içli insanlar olduğunu düşünürüm. Ve bu karakter bunun en iyi örneğiydi.
Tam anlamıyla oturtamadığım yerler olmadı mı, oldu. Film aslında arkadaşlık üzerine kurulu gibi görünse de altında cinsel istismar gibi derin bir konuyu barındırırken bunu vermekte biraz eksik kaldıklarını düşünüyorum. Evet belirli yerlerinde izleyiciye vermiş oldukları mesajlar ile olayın buraya bağlanacağı açıklanabilir olsa da bu denli derin bir konunun üzerinde gerçek anlamda durulduğunu düşünmüyorum. Yani sonu açıkçası biraz oldu bittiye gelmiş.
Ancak bütünüyle baktığımda başarılı bir film olduğunu iç rahatlığı ile söyleyebilirim. Ve işte benim bu filmden çıkarımlarında şöyle olacak: Hayatta iyi kötü birçok şey yaşıyoruz. Bazen yapmış olduğumuz seçimler bizi oldukça yanlış yollara götürebiliyor. Ama unutmayalım ki o yanlışı görmeden doğrunun ne olduğunu bilemeyiz. Bu yüzden seçimlerimizden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyelim. Yol nereye çıkıyorsa çıksın. Ki çıkacaktır..
Korkularımız var, bir de umutlarımız. Ve kabullenmek istemediklerimiz. Zor, çok zor belki. O kabullenme büyük bir ihtimal paramparça hale getirecektir bizi. Ama her ne olursa olsun yaşamamız lazım. Yara aldıktan sonra ayağa kalkıp o yaraları saracak bir şey bulmamız lazım. Çünkü önümüzde ki yol uzun. Ve zorlu.
"Hissiyatlarımın bir meyveye dönüşerek filmi aktarmasını sağlayacağım bir uygulama yapacağım şimdi. Benim için bu film bir NARdı. Neden mi? Dışarıdan bakıldığında kalın ve sapasağlam bir kabukla sarılıdır ancak içi binlerceye küçük parçadan oluşur. O kabuk bizim etrafımıza ördüğümüz duvarlarımız. Çoğu zaman kendimizi koruma sebebiyeti ile. Bazen soğuk bir kişiliğin arkasına saklanırız bazen de dünyada ki her şey bizi mutlu ediyormuş gibi sürekli gülümser ve polyanacılık oynarız. Ancak içimizde binlerce parçaya bölünmüşüzdür belkide. Bilemeyiz. Neler düşündüğümüzü, nasıl fırtınaların bizi sarmalamış olduğunu hiçbir zaman tahmin edemezler. İşte hayatın ta kendisi burada başlıyor. Ve tüm bunlara baktığımda benim filme vereceğim puan; 7/10 oluyor."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder