"COLONIA DIGNIDAD"
-01.01.2017 izleme tarihim.
-Yönetmen: Florian Gallenberger
-Emma Watson, Daniel Brühl ve Micheal Nyqvist başrolde.
-Imdb: 7.1
-2015, Almanya yapımı.
-Tür: Dram, Gerilim, Tarihi
Sözlerimin tükendiği yapım. Aslında söyleyecek çok fazla sözüm olup da ne söylersem söyleyeyim yeterli olmayacağı film. Sabahın dördünde izlememize rağmen o denli bir ilgiyle izledik ki.Çünkü bizi içine çekti, adeta hapsetti. Film başladıktan 30 dakika sonrasında diken üzerinde oturdum. Hatta son dakikaları odadan nasıl kaçıp gitmedim bilemiyorum. O denli bir ruh halindeydim. İnanamıyorum. Kabullenemiyorum. Nasıl bir acımasızlık bu, anlayamıyorum. Hikayenin gerçek hayattan alınması sanırım beni en çok etkileyen tarafı oldu.
Film 1973'te Şili de gerçekleşmiş olan hükümet darbesini konu almış. Lena ve Daniel adında ki çiftimiz darbe esnasında bir şansızlık(!) yaşıyor ve Daniel bunun sonucunda suçlu olarak bulunup Colonia Dignidad adlı kampa götürülüyor. Ancak şöyle bir şey var ki bu kamp akıl almaz iğrençliklere ev sahipliği yapsa da dışarıdan oldukça saygınmış ve bir yardım kuruluşuymuş gibi görünen bir yapı. Hatta şöyle ki bir kez içlerine katılanların tekrar dışarıya dönmek gibi bir durumda olamayacaklarını vurguluyor. Bunu bilmesine rağmen cesur kızımız, kurtarıcı meleğimiz(!) Lena sevgilisini kurtarmak adına kendini o cehenneme atıveriyor. (Filmin tek eleştirdiğim özelliğiydi.) İşte sonrasında gelişen olaylar, gerçek yüzlerini bir bir tespit edip kendilerini oradan kurtarmaya çabalama hikayesi böylelikle başlamış oluyor.
Micheal bu kadar iyi bir oyuncu olduğun için senden nefret ediyorum. Filmin en başından sonuna kadar beni kendinden gerçek anlamda iğrendirdin. Ve bunu yapabilmenin tek yolu çok iyi bir oyunculuk icra etmenden geçiyor. Elimde değil, Su an bile aklıma geldikçe titriyorum, midemi bulandırıyor.
Filmin başlangıcı ilerleyişine göre inanılmaz boş kalmış. Evet birbirini delicesine seven iki genci görüyoruz. O kadar klişe ki. Yani böyle bir konuya başka bir hikaye desteği veremez miydiniz? Açıkçası erkek arkadaşını kurtarmak için kendini hemen ortaya atan kadın ifadesi artık sinir bozucu olmaya başladı. Evet, filmin tek tasvip etmediğim tarafı bu.
Emma yine yapmış yapacağını. İnanılmaz oynadı. Yüzünde olan tiksinti ve acı ifadesi filmin sonuna kadar bende de vardı. Birlikte yaşadık her şeyi. Muazzamdı. Daniel'in de hakkını yiyemem ilk başlarda gerçekten zihinsel engelli sandım. Özellikle işkence sahnesi tam zirveydi.
Filmde bolca komünizm etkileri görüyoruz. Eleştirilen bir devlet ve din. Dini yok sayan bir adam. Yok saymasının yanında kendini tanrı yerine koyan bir adam. Bunun yanı sıra kadını tamamen yok sayarak erkek egemen bir küçük kendi dünyasını kuran adam. Yok saymak demem yeterli gelmeyecektir. Aşağılayan, hatta bir değerinin olmadığı göstermek adına her türlü eziyeti, psikolojik ve fiziksel olarak yapan ve bunu yalnızca karşı cinsinin yapmasını sağlayan bir dünya düzeni. Zavallıcaydı. Acımasızdı ama en çok kahrolası gerçekti.
Bir zamanlar gerçekten böyle bir kuruluşun olması gerçekten akıl almaz bir şey. Gerçek yüzlerini gösterme pahasına yapılan fedakarlıklara rağmen olay gün yüzüne çıkarıldıktan sonra bile buna direniş göstermeyen bir topluluk görüyoruz. Tüm kelimelerimin tükendiği yer işte burası. Nasıl korkutulmuş, ne denli bastırılmışlar demek ki. Bu nasıl bir gerçeklik olabilir? Buna nasıl boyun eğilebilir aklım almıyor. Ne zaman geldik bu hale, nasıl bastırıldık bu kadar? Dillerim düğümleniyor.
Filmin son dakikasında bile kaçabileceklerine ihtimal veremedim, dedim şimdi uçaktan inseler bile orada biri bekliyordur alıp tekrar götürürler. Farkında mısınız beni buna inandırmışlar çünkü. Ben bile oradan çıkışın mümkün olmayacağı algısına düştüm iki saatte. Bu insanlar orada yıllarını geçirmişler.
Imdb puanının çok yetersiz olduğu düşüncesindeyim. Kesinlikle kabul etmiyorum. 7.1den daha fazlasını hak eden bir film bana göre. Bu yüzden hakkının verilmediği kanaatindeyim.
"Hissiyatlarıma bir gönderme yapacak olursam bu sefer de bir renge benzeteceğim. SİYAH. Sanmayın ki bunu karamsarlığımdan söylüyorum. Siyah bana göre güçtür, asilliktir. Aynı zamanda samimiyettir. Gerçeklik algısının en somut örneğidir. Şu zamanlar biz kadınların daha da çok sahiplenmesi gereken her şeydir. Işığı aramayı bırakıyorsak eğer karanlığın tüm ışıklardan çok daha eşsiz bir güzelliğe sahip olduğunun farkına varmak gerekiyor. Bence ihtiyacımız olan şey tam da bu. 8 ile 9 puan arasında bir yerlerde."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder