"BAJRANGI BHAIJAAN"
-30.12.2016 izleme tarihim.
-Yönetmen: Kabir Khan
-Harshaadi Malhotra, Salman Khan ve Nawazuddin Siddiqui başrolde.
-Imdb: 8.1
-2016, Hindistan yapımı.
-Tür: Aksiyon-Dram-Komedi
-Tür: Aksiyon-Dram-Komedi
Tam olarak nereden başlasam bilemiyorum. Yazdan beri izleyeceğim filmlerin başında geliyordu ilk olarak onu vurgulayayım. Yine bir arkadaş önerisi ile izlemiş olduğum ilk Salman Khan filmi. Evet, Salman Khan'ı daha yeni mi izliyorsunuz dediğinizi duyar gibiyim. İnanın ben de şaşkınım. Film bittikten sonra ki bir saat boyunca ben bu filmi nasıl izlemem diye kendime yapmadığımı koymadım diyebiliriz. Geç keşfetmiş olsam da sonuca bakıyoruz efendim.
Filmin konusundan bahsedeyim, Pakistan da yaşayan bir ailenin konuşamayan küçük kızlarının hayat hikayesi anlatılmakta. Küçük kız bir gün eve dönerken ayağı kaymasını sonucu neredeyse bir uçurumdan yuvarlanıyor ancak ağaç köküne tutunarak hayatta kalmayı başarıyor. Konuşamadığı ve bunun akabinde yardım isteyemediği için küçük kızı bulmaları epey zamanlarını alıyor. Bunu gören aile kızlarının konuşabilmesi için kendilerini Hindistan'a giden bir trende buluyorlar. Dönüş yolunda tren kısa bir anlığına, herkesin uyuduğu ancak küçük kızın uyanık olduğu bir an, duruyor ve dışarıda ki kuzuların peşine düşen küçük kız trenin tekrar hareket etmesiyle dışarıda olduğu için Hindistan'da kalmış bulunuyor. Şans bu ya küçük kız Hindistan'da gerçek anlamda bir iyilik timsali olan Bajrangi tarafından bulunuyor ve Bajrangi'nin onu evine götürme yolculuğu böylelikle başlamış oluyor. Filmde hem dini farklılıkları hem de ülkeler arası ilişkileri ele almışlar. Hindistan ve Pakistan gibi iki ülke düşünülünce ne denli zorluklar yaşanılacağı sanırım aklınızda şekillenecektir.
Filmin konusundan bahsedeyim, Pakistan da yaşayan bir ailenin konuşamayan küçük kızlarının hayat hikayesi anlatılmakta. Küçük kız bir gün eve dönerken ayağı kaymasını sonucu neredeyse bir uçurumdan yuvarlanıyor ancak ağaç köküne tutunarak hayatta kalmayı başarıyor. Konuşamadığı ve bunun akabinde yardım isteyemediği için küçük kızı bulmaları epey zamanlarını alıyor. Bunu gören aile kızlarının konuşabilmesi için kendilerini Hindistan'a giden bir trende buluyorlar. Dönüş yolunda tren kısa bir anlığına, herkesin uyuduğu ancak küçük kızın uyanık olduğu bir an, duruyor ve dışarıda ki kuzuların peşine düşen küçük kız trenin tekrar hareket etmesiyle dışarıda olduğu için Hindistan'da kalmış bulunuyor. Şans bu ya küçük kız Hindistan'da gerçek anlamda bir iyilik timsali olan Bajrangi tarafından bulunuyor ve Bajrangi'nin onu evine götürme yolculuğu böylelikle başlamış oluyor. Filmde hem dini farklılıkları hem de ülkeler arası ilişkileri ele almışlar. Hindistan ve Pakistan gibi iki ülke düşünülünce ne denli zorluklar yaşanılacağı sanırım aklınızda şekillenecektir.
Filmin konusunu yine okumadan izledim ve böyle bir konuya bağlandığı için oldukça şaşkınım. Gerçekten hiç beklemiyordum. Küçük kızın oyunculuğu beni büyüledi. Nasıl içten, nasıl duygu doluydu anlatamam. Film boyunca yanaklarını sıkmakla koşup sarılmak arasında gidip geldim diyebilirim.
Genel bir Hint filmi özelliği miydi, yoksa Salman Khan'a özgü bir durum muydu bilmiyorum fakat bu kadar derin bir konu ancak bu denli eğlenceli şekilde ele alınabilirdi. Bu da filmin en büyük artısıydı bana göre. Eğlenceli olduğu kadarda yer yer o denli drama bağladı ki bir dakikasında gülüyorsam diğer dakikasında ağlıyorken buldum kendimi.
Gerek filmdeki müzikler, gerek karakterler, olaylar, durumlar, yerler hepsi o denli renkliydi ki. Bollywood bana her zaman sıradan olanı en değerli hazine haline getirir gibi gelir zaten. O denli özgün ve gerçekçi oluyorlar ki. İlişkileri ve söylemleri bana soyut bir hava katmıyor hiçbir zaman. Pavan bu yüzden ütobik bir iyilik timsali gibi gelmedi. Gerçekten bunu yapabilecek bir İNSAN olarak düşündüm en başından beri. Çünkü o samimiyeti ve inancı size aşıladı.
Filmde beni rahatsız eden hiçbir şey olmadı. Yalnızca olayları anlatırken bazı sahnelerde sinir katsayımın yükseldiğini söylemeden edemeyeceğim. On yaşında ki bir çocuktan nasıl zarar gelebilir ki? Ancak o denli güvensiz hale geldik ki sanırım bu sorumun cevabına bile binlerce ilginç ve acı dolu örnekler verebiliriz şu zamanlarda.
Kesinlikle izlenmesi gereken filmlerde üst basamaklara koymanız gereken bir film bana göre. Özellikle canım yurdumun, insanlarımın şu an da böyle bir ruha ihtiyacı varken. Tam da bu yüzden:
Hangi dilden, dinden, ırktan olursak olalım, hangi düşünceyi benimsersek benimseyelim, isteklerimiz olabildiğince uç noktalarda olursa olsun, her şeyden, hepsinden önce unutmamamız gereken şey insan olduğumuz. Aynı dünyaya gözlerimizi açıp, aynı havayı soluyor oluşumuz.
Şu an o denli bir durumdayız ki hepimizin bir anne babası olduğunu unutuyor, geride hiç kimseyi, hiçbir şeyi bırakmayacakmışçasına kendimizi en derin çukurlara atıyoruz. Yaptıklarımızın sonucunu düşünmeden, fütursuzca, cehaletle.
Halbuki kendimize inanmayı bıraktığımız o gün bulunduğumuz sularda çekilecek, en dibi, en karayı boylayacağız. Yapmayalım. Kendimize bu sonu yazmayalım. Bize en uzak olan insanın bile gözünde yaş var şu an. Farkına varalım!
"Bu sefer hissiyatlarımı bir kitabı anlatarak ele alıyorum. Bajrangi Bhaijaan oldukça somut şekillerde KÜÇÜK PRENSi aklıma getirmiş oldu. Koşuyoruz, nereye gittiğimizi bilmeden. Çünkü koşmamız söyleniyor. Hayatta kalmamız lazım ya. Kırılıyoruz, kırıyoruz bu uğurda. Ama en çok kırılmamak için kırmaya başlıyoruz. Ve böylelikle empati yapmayı unutuyoruz. Çünkü benliğimizden azar azar koparıyor, onu yok ediyoruz. Sistematik hale gelerek yaşıyoruz böylece. Kalbimiz var ama artık attığını bile hissedemez oluyoruz. Küçük Prens haklı, dünya yaşanılacak bir yer değil artık. 8/10"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder