9 Ocak 2017 Pazartesi

"SASAYAKİ - MOONLIGHT WHISPERS"

-05.01.2017 izleme tarihim.
-Yönetmen: Akihiko Shiota
-Kenji Mizuhashi ve Tsugumi başrolde.
-Imdb: 7.2
-1999, İsviçre yapımı.
-Tür: Dram, Psikolojik (+18)

     Filmi günler öncesinde izlemiş olmama rağmen yazmaya bir türlü cesaret edemedim. Çünkü tam anlamında tıkandığım bir yapım oldu. Sanki ne söylersem söyleyeyim filmi tam anlamıyla anlatamayacakmış gibi hissediyorum. İlginç, karmaşık ama en çok sarsıcı bir filmdi. Kiminiz belki de bu filmi çok sığ bulacaksınız. Kiminiz de basit bir erotik film düşüncesiyle yargılayıp belki izleyeceksiniz belki de izlemeyeceksiniz.

     Çok kısa, tam derine inmeden filmden bahsedeceğim. Son derece normal bir lise öğrencisi olarak görünen iki genci görüyoruz filmde. Uzun zamandır birbirlerine karşı bir şey hisseden gençlerimizin bir gün hislerini dışa vurmalarıyla sonrasında oluşan karmaşık, alışa gelmemiş sado-mazoşist ilişkileri konu alınmış filmde. Aslında film iç hesaplaşmalardan oluşuyor diyebiliriz. Dışarıdan verdikleri görüntü haricinde aslında nasıl bir insan olduklarını çok ağır bir şekilde anlatmışlar. Başarılı mıydı? Benim için evet. 

     Birliktelikleri başladıktan sonra fark ediyoruz ki erkek başrolümüzün istediği türde ilişki bu değilmiş. Ancak kız çekmeceyi açmasaydı bunu hiç dile getirir miydi bilinmez. Gerçi karakterinin korkak ve güçsüz yapısını düşündükçe hiç mi hiç sanmıyorum. Olay aslında kadın başrolümüzdeydi. Filmin sonuna kadar iç hesaplaşmasını o denli iyi yansıttı ki, oyunculuğunu gerçekten takdir ettim. Normal bir türde ilişkileri olmadığı için erkek arkadaşına öfkeli gibi görünse de bence asıl öfke kaynağı kendiydi. Çünkü içinde bir yerlerde kendine itiraf edemediği bir yanı olduğunun farkına varmaya başladı. Zaman ilerledikçe de bunu çıplak gözlerle görmüş olduk zaten. 

     'Kimse göründüğü gibi değildir'in altında aslında başka anlamlar taşıdığını düşünüyorum filmin. Toplumun kabul gördükleri haricinde ki dünyayı ele almışlar. Bu yüzden bence bir baş kaldırıydı da aynı zamanda. Bu demek değil ki ilişkilerinin sağlıklı olmayan bir tarafı yok. Baştan aşağı hastalıklı bir durumdu. Her ikisinin de baş etme mekanizmalarını düşündüğümüzde bu açık bir şekilde ortaya konulmuştu. 

     Filmi izlediğim süre boyunca, aslında içimizde barındırdığımız gerçeklerin ne denli farkındayız diye düşünmedim değil. Dışarıya zaten dürüst değiliz, peki kendimize? Olmadığımızın farkındayım. Olmuş olsaydık eğer içerisinde bulunduğumuz dünya şu an ki halinden bambaşka bir yer olurdu hiç şüphesiz ki. Peki bizi tam olarak durduran şey ne? Kabul görememe korkusu mu? Kim tarafından, ne için? Sonunda varacağımız yer belliyken biraz fazla düşündüğümüz ve uğraştığımız hiç gelmiyor mu aklınıza? Ya da hiç çaba sarf etmediğimiz? Tam anlamıyla içsel bir sarsıntı geçirmeme neden oldun Sasayaki.

"Tüm bunlar bir araya geldiğinde ve bir hissiyata dönüştüğünde aklıma gelen tek şey YAĞMURLU BİR GECE. Tüm duygu ve düşüncelerim yağmurlu bir akşamda hayat buluyor anlayacağınız. Hani böyle bardaktan boşanırcasına yağma deyimi vardır ya, tam öyle bir yağmur. Hatta mümkünse elektriklerinde olmadığı, buğulu camınızla ve battaniyenizle sizi başbaşa bırakan bir an. Öyle zamanlar ben hayatı sorgularım. Belki daha karmaşık hislere çıkacaktır kapılarım ancak sonuna kadar giderim. Sorgularım, ararım. Çoğu zaman ne istediğimi bilmeden. Çünkü her yaşantı bana aslında olduğumu düşündüğüm ancak olmadığımı bildiğim kişiyi hatırlatıyor. Bu yüzden benim bu filme puanım 7/10."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder